Search
  • canbora8

Hitap ve Ol(dur)mak


Bir çocuğunuz olduğunu düşünün ve bu çocuk, yaratılışından ötürü, müziğe karşı inanılmaz bir ilgi barındırıyor. Mayası böyle. Estrümanların dilinden anlıyor, onlarla beraber yaratmak için şevk duyuyor. Çocuk resmen dünyaya müzik yaratmak için gelmiş.

Bu çocuğun babasının ise onu işletmeci olmaya zorladığını düşünün. Çocuğun mayasını görüyor ama görmezden geliyor ve “hayır, diyor, sen işletmeci olmalısın.Çocuğa olmadığı bir şeyi dayatıyor; ortada bir zorlama var. Ve her zorlamanın yasası gibi, sisteme bir tecavüz var. Zorlarsanız, oldurmaya çalışırsanız sistemi bozarsınız.

Eğer siz, poza giren bedeninizi olduğu halinden daha çok eğilmeye zorlarsanız, “şu kadar eğilmek zorundasın” tavrıyla yaklaşırsanız, babanın çocuğuna yaptığı aynı şeyi yapmış olacaksınız.

İnsan sistemi ifade etmek ve dışa vurmak (to express) üzerine kurulmuştur. Siz poza girdiğinizde beden zaten kendini “bugünlük” yeteri kadar açıyor (dışa vuruyor). Olduğum kişi ve olmak istediğim kişi arasında dev bir uçurum baş gösterebilir. Şimdi olandan memnun değilseniz, bedeninizi zorlayacaksınız.

Ve bakın ki, bedene yaklaşım tavrınız, psikosomatik bağlamda tüm benliğinizi etkiler. Sert davranırsanız, beden üzülür. Yumuşak ve anlayışlı davranırsanız, beden sizinle iletişim kurabilir. Fizyoterapi de benzer örneği verir. Diyelim ki boynunuzu hareket ettiriyorsunuz, sınırınıza geldiniz ve beden artık acı sinyalini gönderiyor, “dur, bu kadarı yeterli!” diyor. Ama siz halen inatla daha açılması için zorluyorsunuz. Beden bu tavırda kendini kilitler, sınırda olduğunu bildiği için kendini korumaya alır, sistemi bloke eder ve daha öteye gitmenize izin vermez.

Halbuki sınırınızdan bir adım geride kalırsanız, bedenin algı sistemi şöyle işler: “tamam şu an rahat bir yerdesin, daha öteye gidebilirim o halde. Bugün bir adım, yarın bir adım daha.” Hatırlayalım: less is more.

Her şey bir yana, “oldurmak” için gerçekten bu kadar çaba tam neye hizmet ediyor?


31 views

© 2015 can bora tiyatro & dans.